Sinema kategorisi için arşiv

Ucuz Roman ( Pulp Fiction )

Posted in Sinema on Ağustos 26, 2007 by huysuz

pulp_fiction_cover.jpg

Ucuz Roman

, Quentin Tarantino tarafından yönetilmiş, Roger Avary ile birlikte senaryosu yazılmış, 1994 yapımı, kült kabul edilen bir filmdir. Ucuz Roman, En İyi Film dahil 7 dalda Oscar’a aday gösterilmiş ve En İyi Orijinal Senaryo Oscarı’nı almıştır. Aynı zamanda 1994 Cannes Film Festivali’nde en iyi film ödülü olan Altın Palmiye Ödülü’nün sahibidir. IMDB tüm zamanların en iyi filmleri sıralamasında 5. sıradadır.
Filmdeki Açıklanmayan Ayrıntılar ve Tarantino Bilmeceleri:

  • Filmde kimi açıklanmayan doğaüstü konular mevcut ve bunlar için birçok senaryo yazılmış filmin fanları tarafından. Herkesin büyük hayranlıkla baktığı çantanın içinde ne olduğu hala daha belli değil. En büyük olasılık Marcellus’un ruhu olduğu yönünde. Bir mitolojiye göre, şeytan ruhunu satın aldığı kişilerin ruhunu ensesinden çekiyor. (dikkat ettiyseniz Marcellus un ensesindeki yara bandının buna işaret olduğu söyleniyor. Çantanın şifresinin de 666 olması bu fikri güçlendiriyor. Ama işi biraz geyiğe vuranlar çantanın içinde Rezervuar Köpekleri’nde çalınan elmasların olduğunu söylüyorlar.
  • Çantanın içinde Wallace’ın ruhunun olduğu tezini doğrulamak için Jules ve Vincent’in Brat’i öldürürken ortaya çıkan ışığın onun ruhu olduğunu ileri sürülmüş. Ancak bu bazılarına göre yanlış bir yorum. Açıklaması: Bu muhteş.m ikilinin aynı odada öldürdüğü diğer iki adamda ve Vincent’in kazara zenciyi vurduğu sahnede böyle bir ışık söz konusu değil. Bahsi geçen o ışık sadece Jules’un ateş ettiğini gösteren kamera açısından Vincent’in de aynı anda ateş ettiğini göstermek için değiştirilen ve sonra hemen tekrar Jules’a dönen görüntülerin arasını doldurmaktan başka bir fonksiyonu olmayan güzel bir sinemasal geçişten başka bir şey değil.

Ayrıca Tarantino bir röportajında bahsi geçen tezi düşünerekten filmi çekmediğini açıkladı. Ama elbette çantada ne olduğunun seyircinin doldurması gereken bir muamma olması amacıyla çantaya ışık koyduğunu kabul etti. Ama bu tezin Tarantino tarafından önceden düşünülmediğini kanıtlayan başka bir olaysa Marcellus’un ensesindeki yara bandının film çekimleri esnasında bir yarayı kapatmak için oyuncu tarafından kullanıldığı ve Tarantino’nun da hoş gözüküyor diye bunu çıkarttırmadığı biliniyor.

  • Kurşunların durması ya da Vincent ve Jules’a değmeden geçmesini şu şekilde açıklıyorlar. Tanrı Vincent ve Jules’a ikinci bir şans veriyor filmde Jules’ın da dediği gibi. Şans vermesinin sebebi ise bu işi bırakmaları isteniyor(Tanrı istiyor).(bunu da yine filmde Jules söylüyor)Bu olaydan çok etkilenen ve inanan Jules işi bırakıyor ama Vincent pek üzerinde durmuyor bu olayın. Filmin ortalarında ise(aslında sonunda) Vincent ölüyor hem de şans eseri. Ama Jules hayatta kalıyor. Bunu da filmin fanatikleri Vincent’ın tanrının sözünü dinlememesiyle bağdaştırıyorlar.
  • Filmde Tarantino’nun gerçekten önceden düşünüp tasarlayıp filme koyduğu son derece zeka kokan birkaç numara:

- Filmin başında Pumpkin garsondan kahve isterken fincanı sol eliyle kaldırırken,son bölümde sağ eliyle kaldırıyor. – Pumpkin ve Honey Bunny soygun yapmaya karar verdikten sonra Honey Bunny elindeki silahı tek eliyle tutuyor,filmin sonunda tekrarındaysa iki eliyle birlikte tuttuğu görülüyor. – Filmi izlerken pek çoğumuzun (dublaj nedeniyle veyahut buna sinemada altyazı yazılmadığı için) farkedemediği bir gelişmede (sıkı durun): aslında Vincent ve Mia’nın Jack Rabbit Slim’s deki dans yarışması ödülünü kazanmamış olmaları. Zira Butch filmde kendi apartına yavaş ve dikkatlice yaklaşırken bir radyo yayınının kısık sesi duyulur. Ve duyulan yayında bir haber geçilir: ‘Jack Rabbit Slim’s de kavga çıktı ve bir adamla bir kadın dans yarışması ödülünü çaldı.’ Gördüğünüz gibi sen filmi defalarca izle ve her seferinde Tarantino seni kandırmayı başarsın. – Başka bir radyo yayını numarası da filmin hemen başında yer alıyor. Vincent ve Jules 3 kişiyi öldürecekleri odanın önüne gelene kadar ilerledikleri uzun (adeta bir labirent) koridorda duyulan bir radyo haberinde de şu geçilir: Butch ve ….’nın box maçı…… – Ayrıca Vincent ve Mia Jack Rabbit Slim’s e girdiklerinde Vincent etrafta göz gezdirir ve gözüne koşulan bir oyuncak araba yarışı çarpar. Eğer dikkatli bakarsanız arabaların renkleri mavi, beyaz, pembe, turuncu, sarı ve kahverengi. Yani iyi bir Tarantino takipçisine şu an bu cümleyi ben bitirmeden çoktan vay be dedirten olay: Bu renkler “Reservoir Dogs” taki esas ad.mlarımızın kendilerine takmak için rumuz olarak seçtikleri renk isimleri. Ayrıca aynı numarayı Kill Bill’de de yaptı Tarantino. Gelin, Hattori Hanzo’nun sushi barının üst katında kılıç koleksiyonuna bakarken kılıçların renklerine dikkat..

Pulp Fiction’un Ayrıntıları:

  • Filmin adına kaynaklık eden olay; 1940’larda Amerika’da ucuza satılan çizgi romanlar t.msil ediyordu.
  • İnsanı asla sıkmayan adeta geyik muhabbetinin nasıl yapılabileceğinin talimatnamesi niteliğini taşıyan diyalogları, her biri insanı derinden vuran müzik parçaları, muhteşm üçlü kurgusu ve tabi ki entellektüel gangsterleri ile bir o kadar aptal karakterleri(Butch- “bora bora” muhabbeti bunu kanıtlıyor zira bora boraca diye bir dil yoktur, orada Fransızca konuşuluyor dolayısıyla sevgilisi Fransız kökenli olduğuna göre böyle bir yabancı dil öğrenme çabasına girmesine gerek yok. Ayrıca “bora bora”ya alternatif olarak bahsi geçen Tahiti zaten “bora bora”nın içinde bulunduğu ada, yani aynı yer.
  • Quentine Tarantino başta hangi rolü seçeceğinde kararsız kalmış: Jimmy ve Lance. En sonunda Mia’nın yüksek doz sahnesinde kamera arkasında olmak istediği için Jimmy de karar kılmış.
  • “Honey Bunny” ve “Pumpkin” in olduğu bölümler Amanda Plummer ve Tim Roth için özellikle yazılmış.
  • Q.T Jules karakterini afro saçlı olarak düşünmüştü. Ama ekipten biri hem afro h.m de kıvırcık peruk getirmiş ve Jules kıvırcık saçı denediğinde Q.T’nin hoşuna gitmiş ve bunda karar kılınmış.
  • Kaptan Koons’un küçük Butch’u ziyaretinde, bahsi geçen saati taşıyan havacı “Wynocki” Howard Hawks’ın Air Force (1943) filmindeki “John Garfield”ın oynadığı karakterin ismi ile aynı. Hawks Q.T’nin en sevdiği yönetmenlerden.
  • Yapımcı Danny De Vito “Twins”de (1988) rol almıştı ve buradaki iki kardeşin ismi Juluis ve Vincent idi.
  • Big Kahuna Burger daha önce From Dusk Till Down da yenmişti ve ilk olarak da Reservoir Dogs’da gözükmüştü.
  • Butch’un içtiği sigara olan Red Apple aynı zamanda Four Rooms’da Tim Roth taraf..
  • Butch’un içtiği sigara olan Red Apple aynı zamanda Four Rooms’da Tim Roth tarafından içiliyor.
  • Fabienne’nin söylediği “Any time of day is a good time for pie” repliği aynı zamanda Quentin Tarantino tarafından yazılan True Romance’da Alabama tarafından söyleniyor
  • Filmde Tarantino’nun oynadığı bölümü Robert Rodriguez yönetmiş.
  • Jules’ün üzerinde “Bad Mother……” yazılı cüzdanı Q.T ye ait.
  • John Trvolta’nın karakteri Vincent Vega Reservoir Dogs’daki Vic Veganın (Mr. Blonde) kardeşi.
  • Küçük Butch’un TV de izlediği şov Clutch Cargo (1959)
  • Vincent’ın 1964 Chevelle Malibusu gerçek hayatta Quentin Tarantino’nun kendi arabasıydı ve çekimler sırasında çalındı.
  • Açılıştaki Honey Bunny ve Pumpkin sekansında Jules’un “Life” konuşması duyuluyor.
  • Vincent’ın her tuvalete gidişinde kötü bir şeyler oluyor.
  • Filmin başında Honey Bunny ve Pumpkin soygun hakkında konuşurken arkadan geçen Vincent’i görüyoruz.
  • Lawrence Bender, filmin yapımcısı, kafede uzun saçlı gençlerden biri olarak gözüküyor.
  • Steve Buscemi Jack Rabbit Slim’s de garson Buddy olarak gözüküyor. Diğer yandan Reservoir Dogs da Mr.Pink olarak garsonlara bahşiş vermeyi reddediyordu.
  • Vincet ve Mia ‘Jack Rabbit Slims’de otururken Mia “Red Apple” sigarası çıkarıyor..
  • Taksi şoförü Esmeralda Villalobos (Angela Jones) Curdled (1991) adlı 30 dakikalık bir kısa filmde cinayetlerden sonra kalanları temizleyen bir karakteri oynamıştı. Bu onda öldürmenin nasıl bir şey olduğu merakını uyandırıyordu. Tarantino bu filmi gördü ve bu karakteri filme katmaya karar verdi.
  • Fu**k sözcüğü 276 kere kullanılır.
  • Butch karakteri için Sylvester Stallone düşünülüyordu.
  • Vincent Vega rolü Reservoir Dogs’da Vic Vegayı canlandıran Michael Madsen için yazılmıştı. Ancak Madsen başka bir filmin çekimlerinde olduğu için oynayamadı.
  • Tarantino Wolf karakterini Harvey Keitel için yazmış.
  • Filmin Afişi de filmi tam olarak açıklamaktadır:

- Afişin sol üst köşesindeki 10 kuruş, Uma Thurman’ın elinin altındaki Pulp Ficton kitabı ve sigara.

- Uma Thurman’ın ucuz bir kadın olarak önünde duran kitaplarla birlikte diğer elinde tuttuğu sigarası filmin hikayesini tam olarak bütünlemektedir.

- Uma Thurman’ın ayakları da kareye girmiştir.

  • İlk senaryoya göre Vincent’ın Marvin’i iki kez vurması gerekiyordu . İlki kaza sonucu boğazından ikincisi ise acıdan kurtarmak için. Tarantino daha eğlenceli olacağını düşündüğü için bunu tek bir atış olarak değiştirdi .
  • Almanya’da filmin DVD si 2 euro´ya satılıyor, yani bir nevi Pulp Fiction romanlar gibi.
  • Ayrıca film kronolojik olay akışı sırasıyla Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde gösterilmiştir.
  • Tarantino ve ekürisinin filmlerinde rastlayabileceğimiz, bizzat kendisinin uydurduğu markalar:

Red Apple sigaraları, Big Kahuna hamburgerleri.

  • Jules ve Vincent asansörden çıktıktan sonra ayak masajı tartışması sırasında tüm koridor boyunca yürürler, Brett’in kapısına oradan pencereye ve tekrar Brett’in kapısına giderler. Tüm bu sahneler tek bir çekimde gerçekleştirildi.
  • Butch un Zed’e samuray kılıcını tutarak söylediği replik: “You want that gun, don’t you Zed? Go ahead and pik .t up. I want you to pik .t up.” Tarantino’nun favorilerinden biri olan Rio Bravo (1959) filminde John Wayne’in canlandırdığı Sheriff Chance karakteri tarafından da söyleniyor.
  • Vincent ve Jules´un vurdukları gençler aslında Amerika’daki ideal iyi çocuk tipleri (saç şekilleri, konuşmaları yani suçlu tipler değiller??). Koleje giden, suçla alakaları olmayan iyi aile çocukları. Yani serseri tipler yerine böyle tipler kullanılması filmin ilginçlikleri arasında. Çantanın bu kişilere nasıl geldiği, ya da Marcellus ile ne gibi bir ilişkileri olduğu da ayrı bir merak konusu tabi??
  • Mia ve Vincent birbirlerini şöyle çağırırlar:

John Travolta “Urban Cowboy” adlı filmde bir kovboyu, Uma Thurman da “Even Cowgirls Get the Blues” adlı filmde hayata otostopçu olarak başlayan ve bir bölümünde kovboyluk yapan bir kadını canlandırmıştır. Bu eski rollere binaen birbirlerini böyle çağırırlar.

  • Filmin başlangıç aşamasında düşünülmüş (hatta anlaşılan bazıları çekilmiş) fakat filme konulmamış bazı sekanslar ve tabi dolayısıyla diyaloglar var. Bunlar:

- Mia, Vincent’a Jack Rabb.t Slim’s e girerken”…senin gibi bir Elvis adamının seveceği bir yer…” diyor. Ve bu cümle bu haliyle havada kalıyor. Zira Mia bu sahnenin öncesinde ( mantıken öyle olmalı)Vincent’e dünyadaki insanların Elvis ve Beatles insanları olarak ikiye ayrıldıklarını iddia eden ve bunarın özelliklerinden bahseden bir manifesto çekiyor.

- Yine eğer hatırlarsanız Mia Vincent’in Amsterdam’dan yeni döndüğünü bilerek ona her sene kendisinin bir aylığına Amsterdam!a gittiğinden bahsediyor. Sonrasında bu muhabbet filmde yarıda kalıyor ama gerçekte bu Amsterdam muhabbeti ilerliyor olacak ki Vincent Amsterdam’da takıldığı hash bar da ki resimde bulunan cow girlün Mia olduğunu farkediyor.

- Filmin sonunda yer alan restoran sahnesinde Jules, Pumpkin ile Honey Bunny soyguna kalkıştıklarında ve Pumpkin Jules’a yaklaştığında Jules onu masanın altındaki silahıyla öldürüyor sonra Honey Bunny’i vuruyor ve bu esnada Honey Bunny’nin yere düşen silahı da restorandaki uzun saçlı hippi kılıklılardan birini kazara vuruyor. Yani kısaca tam bir keşmekeş oluyor ama hemen akabinde Tarantino bunun aslında, diğer ikili restoranı soyarken Jules’un aklından geçirdikleri yani hayali olduğu gösteriyor ve film bizim bildiğimiz seyriyle devam edip b.tiyor.

  • Tarantino’nun popüler kültürden (bazen kendi döneminin kültleri ve özel ilgi alanları da işe karışıyor. Sadece “popüler” demek doğru olmaz.) beslenen belirli temaları var:

Sonny Chiba buna bir örnek. Chiba’nın ismi daha önce ki filmlerinde de geçiyor. Onlarda Kill Bill’e gönderme mi yani. Chiba’yı seviyor ve bunu birçok kez kullandı. Büyük ihtimalle bir sonraki filminde bir daha kullanacak. Sevdiği temalar, karakterler, olgular (Mia’nın dizisi) arasında gezinmeyi seviyor ve bu açıdan istikrarlı bir “tekrar” mevcut. Sadece her yeni filminde (çok var zaten ) ufak bir “ön plana çıkarmak”. Hepsi bu.

  • Jules Ezeikel’i okuduğu ve ardından silah seslerinin duyulduğu bölüme dikkat:

Jules: ……..ve senden intikam almaya geldiğimde adımın tanrı olduğunu anlayacaksın… bang bang bang bang bang bang bang bang Evet, Jules ve Vincent tamı tamına 9 kurşun atmışlardı ve Jules’un belirttiği üzere ondan intikmlarını alırken ona tanrının rakamı olan 9 kadar kuşun sıkarak adlarının tanrı olduğunu ona göstermişlerdi.

  • Bazılarına göre başka filmlerden çalındığı, bazılarına göre ise gönderme olan sahneler:

- Winston Wolf karakteri, Nikita’daki Victor karakterini acayip hatırlatıyor.

- Vincent ve Mia’nın dans ettikleri sahnenin, Godard’ın bande à part filminden ve Butch’un, Vincent’ı öldürdükten sonra sokakta Marsellus ile karşılaştığı sahnenin de, Psycho’da, Janet’in, patronuyla karşılaştığı sahneden çalındığı gibi iddialar var. Filmde daha birçok gönderme ve arak sahne olduğu da söyleniyor. Mesela içindekilerin seyirciye gösterilmediği ve açıldığında parlayan çanta, Robert Aldrich’in ünlü film-noir’ı Kiss me Deadly ’de de varmış. Ayrıca uma Thurman’ın oynadığı Mia karakteri de, saçı ve makyajıyla Godard’ın ilk aşkı ve filmlerinin yıldızı Anna Karina’ya benzemekte.

  • Vincent her tuvalete gittiğinde kötü bir şey olur, bunlar:

- Honey Bunny ve Pumpkin kafeyi soymaya giriştiklerinde eleman tuvalette “Modesty Blaise” adlı kitabı okumaktadır. Ölmeden önce Butch’un tuvaletinde de aynı kitap elindedir. burada olan kötü şey ise ölmektir. Tarantino burada çantanın içindekilerden daha gizli mesajlar vermektedir.

- Yemek dönüşü Mia’nın evinde de tuvalete gider. Çıktığındaysa kızı komada bulur…

  • Vincent’in Mia’nın göğsüne sapladığı iğne sahnesinin çekimi ise ilginç: Vincent iğneyi Mia’nın göğsünden çeker gibi yapmış ve ters oynatılarak saplama efekti verilmiştir. Dikkatli seyredilirse arkadaki karakterlerin yaşlanmayıp gençleştikleri görülür. Ama baya dikkat etmek lazım
  • Kimi Kim öldürdü?

- Jules ve Vincent çantayı almak için gittikleri evde üç kişiyi öldürürler. Kanepede yatan oğlana sadece Jules ateş ederken, diğerlerini birlikte vururlar. – Vincent arabada kazayla Marvin i vurur. – Butch ise Vincent’ı, maç yaptığı boxsorü ve rehin dükkanındaki elemanı öldürür

  • Film Hatası:yoktur
  • Quentin Tarantino’nun diğer filmi Reservoir Dogs ile benzerlikler:

- “Reservoir Dogs’da “garsonlara bahşiş vermem arkadaş!” babında uzuun bir monolog attıran Steve Buscemi bu filmde garson rolündedir… – Her iki filminde de açılış sahnesinde benzer türde mekan seçilmiştir.
- Samuel L. Jackson, Reservoir Dogs’da Mr. Orange karakterini oynamak istemişti ancak Tim Roth’a verildi rol . Fakat Q.T Jackson’ı çok beğendiği için Jules karakterini Jackson için yazdı.
- Rezervuar Köpekleri’nde rehin alınan polis memurunu bagajdan çıkardıkları ve Pulp Fiction’da Jules ve Vincent’in bagajdan silah aldıkları sahnede karakterleri bagajın içindeki kameradan görüyoruz.

  • Pulp Fiction ile Kill Bill’deki benzer sahneler:

- Pulp Fiction’da Vincent’in Mia’nın göğsüne iğne sapladıktan sonra Mia’nın acı içinde hızlı bir şekilde doğrulması ve kendine gelmesi ile Kill Bill vol. 1′deki hastane sahnesinde gelin’in hasta yatağında yatarken kolunu sinek ısırması ile bir anda acı içinde doğrulması ve kendine gelmesi. Uma Thurman’ın çıplak ayakları, eliyle hayali dikdörtgen çizmesi.

Rezervuar Köpekleri ( Reservoir Dogs )

Posted in Sinema on Ağustos 26, 2007 by huysuz

resdogspromo.jpg

Amerikalı yönetmen Quentin Tarantino’nun, ikinci filmi(1992).Orjinal adı Reservoir Dogs.
Tarantino’nun senaryosunuda kendisinin yazdığı film, sinemaya alışılmadık bir tarz getirdi.Bol kanlı şiddet sahneleri, neredeyse hiç bir şey ifade etmeyen diyaloglar, karmaşık anlatım tarzı ile yönetmenin, diğer filmlerinin öncüsü diyebiliriz. Ünlü aktör Harvey Keitel, bu filmde hem oyuncu hem de yapımcı olarak yer alır.
Rezervuar Köpekleri ABD’de 2,832,029 $ hasılata ulaşmıştır.

Uyarı: Yazının devamı, eserin konusu hakkında ayrıntılı bilgi içermektedir.

Soldan sağa → (Bay sarışın)Michael Madsen (bay Beyaz) Harvey Keitel (bay Pembe) Steve Buscemi.  filmden bir sahne

Soldan sağa →
(Bay sarışın)Michael Madsen
(bay Beyaz) Harvey Keitel
(bay Pembe) Steve Buscemi.
filmden bir sahne

Joe Cabot (Lawrence Tierney), büyük bir elmas mağazasını soymak için ,oğlunun da dahil olduğu bir ekip hazırlar. Renk isimlerini kod isim olarak kullanan ekibin adı, “rezervuar köpekleri”. İşinin ehli gibi gözüken ekipte, Joe’nun oğlu da vardır. Soygunun planları yapılır. En ince detayları bile gözden geçirilmiştir. Ama soygun planlandığı gibi işlemez. Mağazaya gelindiğinde tuzağa düşerler. Ekibin içinde polis olduğunun farkına varırlar. ‘Kim, kime silahını çekeceğini’,, ‘kimden şüpeleneceğini, bilemez durumdadır. Silahlar çekilir. Etraf bi anda kan gölüne döner. Soyguncuların bir kısmı bir depoya sığınır. Depo içerisindede bir hesaplaşma vardır.

Uyarı sonu.

Oyuncular

Öndeki iki kişi; (sağ) Harvey Keitel, (sol) Michael Madsen.  Arkadaki ikili; (sağ) Steve Buscemi, (sol) Filmde rolü de bulunan yönetmen, Quentin Tarantino

Öndeki iki kişi; (sağ) Harvey Keitel, (sol) Michael Madsen.
Arkadaki ikili; (sağ) Steve Buscemi, (sol) Filmde rolü de bulunan yönetmen, Quentin Tarantino

  • Harvey Keitel — Bay Beyaz. Lawrence Dimmick
  • Tim Roth — bay Turuncu. Freddy Newandyke
  • Michael Madsen — Bay Sarışın. Victor Vega
  • Edward Bunker — Bay Mavi
  • Steve Buscemi — Bay Pembe
  • Quentin Tarantino — Bay Kahverengi
  • Chris Penn — Eddie Cabot
  • Lawrence Tierney — Joe Cabot
  • Kirk Baltz — Marvin Nash
  • Randy Brooks — Dedektif Holdaway
  • Lawrence Bender – Genç polis
  • Linda Kaye – Vurulan kadın
  • Nina Siemaszko — Mcklusky
  • Rick Turner – Şerif
  • Tony Cosmo – Şerif
  • David Steen – Şerif
  • Stevo Polyi – Şerif

Eleştiriler

Reservoir dogs, filmi ile sinema yeni bir yönetmenle tanıştı. Hem filmin, hem de yönetmenin tanınmasında elbette, ünlü oyuncular Harvey Keitel, Michael Madsen, Steve Buscemi’nin, kadroda yer almasının etkisi yadsınamaz. Hatta Harvey Keitel’ın yapımcığını üstlenmesinin yanısıra, sinemada daha çok yeni olan Tarantino’nun, bir nevi yadımcısıydı.
Şiddet,öfke,ilginç diyaloglar, ilginç bir anlatım tarzıyla sunulmuştu izleyiciye.Film dolayısiyle çok konuşuldu.Yönetmenin, daha sonra yapacağı işlerle birlikte, eleştiriler yavaş yavaş yerini övgü dolu sözlere bırakacak.

Notlar ve Kaynaklar

^ Boxofficemojo.com Hasılat Detayları

2001: Bir Uzay Destanı (2001: A Space Odyssey)

Posted in Sinema on Ağustos 26, 2007 by huysuz

2001: Bir Uzay Destanı (İngilizce: 2001: A Space Odyssey), 1968 yılında Stanley Kubrick tarafından yönetilen bilimkurgu filmi. Senaryosu Kubrick ve ünlü bilimkurgu yazarı Arthur C. Clarke tarafından kaleme alınmıştır.Stanley Kubrick, Dr. Garipaşk filmini bitirmesinin üzerine bir bilimkurgu filmi çekmek ister; filme dönüştürülebilecek bir fikir geliştirmek üzere bilimadamı ve bilimkurgu yazarı Arthur C. Clarke’a danışır. Clarke da “Sentinel” adlı kısa öyküsünü önerir. Bunun üzerine önemli bir ortaklık kurulur: Kubrick ve Clarke, eleştirmenler, sanatçılar ve izleyiciler tarafından sıklıkla en başarılı bilim-kurgu olarak anılan “2001: A Space Odyssey”i kurmaya başlarlar; Kubrick senaryoyu yazıp, geliştirirken, Clarke da aynı ismi taşıyan romanı yazar. Stanley Kubrick’in isteği üzerine, bu roman filmin gösterime girmesinden sonra yayınlanır.Film, alışılageldik anlatım yöntemlerinin dışına çıkması, zamanına göre son derece şaşırtıcı olan görsel efektleri, uzun süresi ve gösterime girdiğinden beri tartışılan sonu (Yıldız-çocuk sekansı) ile sinema tarihinde ün kazanmıştır.

2001-pf2125.jpg

Yapım

2001: Bir Uzay Destanı, Super Panavision 70 ile 65mm negatif film kullanılarak çekilmiştir. Gösterime giren baskılar Technicolor renklendirme aktarımı işlemi ile üretilmiştir.

Gösterim

Filmin ABD ilk gösterimi 2 Nisan 1968 de Washington’daki Uptown Salonunda gerçekleşmiştir. Orijinal gösterim altı izli steryo manetik ses izi ile 70mm projeksiyon biçiminde yapılmıştır. Projeksiyonun kenar oranı 2.21:1 dir. Film 1968 kışında başlayacak genel gösterim için 35mm anamorfik biçimde de dağıtılmıştır; bu baskılarla beraber dört izli manyetik steryo veya optik mono ses izi mevcuttur.

Filmle İlgili Notlar

Uyarı: Yazının devamı, eserin konusu hakkında ayrıntılı bilgi içermektedir.

Filmin en önemli karakterlerinden süper-bilgisayar HAL’in adının IBM kısaltmasındaki harflerden bir önceki harfe gidilerek oluşturulduğu söylense de Arthur C. Clarke, bunun tamamen rastlantısal olduğunu belirtmiştir.

2001.jpg

Filmden bir sahne : Silahın keşfi

Filmin ilk bölümünde, bir maymun-adam alet kullanmayı öğrenmesini kutlarken elindeki uyluk kemiğini havaya fırlatır; bu kemiğin düşüşe geçerken bir uzay gemisine döner ve filmin ikinci bölümü başlar. Bu kesme, “jump-cut”, sinema tarihinin en geniş zaman atlaması yapan kesmesidir. Bir diğer can alıcı sahne de iki astronotun, uzay gemisinin her şeyini yöneten süper bilgisayar HAL’den gizli yapmaya çalıştıkları konuşma sırasında, HAL tarafından dudaklarının okunduğunu gösteren sahnedir. Filmde pek çok detay gizlidir. Uzay boşluğunda hiçbir sesin duyulmaması gibi.Filme konu romanın devam serileri yayımlanmıştır. Filmde HAL ile kaptanın satranç oynadığı sahnede, HAL, siyahla İspanyol Açılışı’nın Marshall Gambiti varyasyonu ile kaptanı yenmiştir.

Kubrick’in bu film için kurduğu setleri, daha sonra yeniden kullanılamamaları için kırdırdığı söylenir.

Bilimsel gerçeklik

Genel anlamda film üst düzeyde gerçekçidir, ses olmayan ve uzay gemisinin de ses üretmediği hassas bir uzay ortamı(hemen hemen vakum) ile yapılmış en gerçekçi bilim kurgu filmlerinden biridir.

Filme gerçekçilik veren diğer bir unsur da uzay aracı Discovery’nin ağırlıksız güvertesidir. Film, yapay yerçekimi sağlayan “Döner Tekerlek” içindeki etkileyici çekimlerle, HAL in tamiratı ve kapatılması gibi tekerlek dışındaki ağırlıksız sahneler arasında karşıtlık kurarak buna dikkat çekmektedir. Pod bay içindeki yürüyüş sahneleri, garip derecede yavaş olan yürüyüş adımlarını da açıklayan kedi dili benzeri kumaş kaplamalı taban ile açıklanabilir.

Buna rağmen film bazı açılardan bilimsel gerçekçiliği yakalayamamıştır:

  • Ay tepelerinin yükseklikleri aşırı varsayılmıştır, film Apollo Programı’nın bulgularından önce yapıldığı için meteor erozyonu az varsayılmıştır.
  • Ay günleri yaklaşık bir Yer ayı sürmektedir, dolayısı ile güneşin yükselişi çok hızlıdır.
  • Clavius üssündeki yer çekimi Ay’dan çok Yerdekine benzemektedir.

Öngörüleri

Filmin gelecekle ilgili bazı öngörüleri gerçekleşmemiştir

  • Ayda kurulmuş koloniler
  • Jüpiter’e insanlı seyahat
  • İnsanı derin uyku kipinde yaşatabilecek teknoloji
  • HAL’in insan kadar gelişmiş konuşma, anlama ve kendini ifade yetileri (o seviyeye ulaşan bilgisayarlar yapılamadı)
  • Pan Am ve Bell System (2001 yılını göremediler.)
  • 2001 yılında Sovyetler Birliği ve Amerika ile değişmiş olan ilişkileri

Gerçekleşen öngörüler

  • Bilgisayar içeren cihazlar
  • Düz ekran bilgisayar monitörleri (filmde arkadan projeksiyon ile benzeştirilmiştir)
  • Küçük, taşınabilir, düz ekran televizyonlar
  • Geniş açılı uçuş televizyon ekranları
  • Can sıkıcı uzay yolculuğu
  • Uzay araçlarında cam kokpit
  • Çoklu TV kanalları
  • 1960′lardakinden daha çok basamaklı telefon numaraları
  • IBM ve Hilton otelleri gibi şirketlerin 2001′e kadar kadar hayatta kalmaları
  • Ortalama bir insan oyuncuyu yenebilecek yetenekte bilgisayar

Geminin bir takım Fortran kodu ve şematik çizimler gösteren bilgisayar arayüzü, genellikle, grafiksel kullanıcı arabiriminin yanlış öngörüsü olarak görülmekle birlikte, gömülü sistemler çoğunlukla benzeri arayüze sahiptir. Bu öngörünün gerçekleşmişliği tartışmalıdır.

Uyarı sonu.

Dış bağlantılar

  • Kubrick 2001 aralarında Türkçe’nin de bulunduğu çok sayıda dilde filmin ne anlatmak istediğini anlatıyor

http://tr.wikipedia.org/wiki/2001:_Bir_Uzay_Destan%C4%B1_%28film%29“‘dan alındı

Bir Rüya İçin Ağıt (Requiem For A Dream)

Posted in Sinema on Ağustos 26, 2007 by huysuz

Aktör Rölü
Ellen Burstyn Sara Goldfarb
Jared Leto Harry Goldfarb
Jennifer Connelly Marion Silver
Marlon Wayans Tyrone C. Love
Christopher McDonald Tappy Tibbons
Louise Lasser Ada
Marcia Kurtz Rae
Janet Sarno Mrs. Pearlman
Suzanne Shepherd Mrs. Scarlini
Joanne Gordon Mrs. Ovadia
Charlotte Aronofsky Mrs. Miles
Mark Margolis Mr. Rabinowitz
Sean Gullette Arnold The Shrink

requiem_for_a_dream.jpg

 

Bir Rüya İçin Ağıt (Requiem For A Dream) 1978 Hubert Selby, Jr. ‘ün romanından, 2000 yılında sinemaya uyarlanan, yönetmenliğini Darren Aronofsky’nin yaptığı ve başrollerini Ellen Burstyn, Jennifer Connelly, Marlon Wayans ve Jared Leto’nun paylaştığı bir trajedi filmidir. Ellen Burstyn bu film ile 2000 Akademi Ödülleri En İyi Aktris ödülüne aday olup elenmiştir.

Uyarı: Yazının devamı, eserin konusu hakkında ayrıntılı bilgi içermektedir.

Film uyuşturucu bağımlısı 4 karakteri anlatmaktadır. Her şey istedikleri gibi başlar. Geçimlerini uyuşturucu satarak kazanmaya karar veren Harry ve Tyrone için her şey gayet güzel başlamıştır. Hayli para kazanırlar. Aynı zamanda Sara Goldfarb hayallerini süsleyen televizyona çıkma fırsatını yakalamıştır. Sürekli rüyasında televizyonda kırmızı elbisesi ile seyircileri selamladığını görür. Kırmızı elbisesini bulur. Fakat kendisine küçük gelmektedir. Bu elbisenin kendisine gelebilmesi için

ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır. İşte her şey o zaman başlar. Diyet yapmaya başlayan Sara, komşusunun tavsiyesi üzerine doktora gider. Doktor ona kullanması için haplar verir. Bu haplar Sara’nın yerinde duramamasını, sürekli iş görmesini sağlamaktadır. İşleri iyi giden Harry annesine yeni bir televizyon alır. Götürdüğünde annesinin durumunu gören Harry çok üzülür, ve hapları birdaha kullanmaması gerektiğini söyler.

Film Müzikleri Albümü

Film Müzikleri Albümü Clint Mansell ve Kronos Quartet tarafından derlenmiştir. Albümdeki parçalar şuan haber bültenlerinde ve bazı diğer filmlerin fragmanlarında kullanılmaktadır. “Lux Aeterna”, Da Vinci Şifresi, Yüzüklerin Efendisi’nin fragmanlarında kullanılmıştır.

Dış Bağlantılar

http://tr.wikipedia.org/wiki/Bir_R%C3%BCya_%C4%B0%C3%A7in_A%C4%9F%C4%B1t“‘dan alındı.

Otomatik Portakal

Posted in Sinema on Ağustos 24, 2007 by huysuz

aclockwork.jpg

Otomatik Portakal, Anthony Burgess’in aynı adlı yapıtından uyarlanan 1971 yapımı 137 dk.’lık Amerikan filmi. Filmin yönetmeni Stanley Kubrick’tir.

Konu

Britanya’da endüstri sonrası bir şehirdeki, ahlaki değerlerin birbirine karıştığı, iyi ve kötünün ayırt edilemez hale geldiği bir toplumda, gençlerden oluşan bir çetenin insanlara uyguladıkları şiddeti ve Alex üzerinden insan doğası ve toplumsal değerlerin çatışmasını konu eder.

Bir holigan olan Alex (Malcolm McDowell) adlı gencin zaman geçirmek için üyesi olduğu punk çetesi ile beraber işledikleri birçok şuçtan sonra çete ile ayrılığa düşünce onlar tarfından ihbar edilmesini ve polis tarafından beyninin yıkanarak topluma kazandırılma metodu ve sonrasını anlatır.

Filmdeki Şiddet Unsuru Üzerine Anekdot

Otomatik Portakal’ın, Kubrick’in en çok konuşulan yapımlarından biri olmasının nedeni içerdiği şiddet unsurları ve şiddete bakış açısı olarak gösterilebilir. Ama bu eleştirilerin bir çoğu filmin asıl amacı görmezden gelinerek yapılmış yıkıcı amaç taşıyan eleştirilerdir. Kubrick’in filmdeki amacını şöyle özetleyebiliriz; her insanın içinde şiddet arzusu vardır, bu inkar edilemez bir gerçektir. Filmin şiddete bakış açısı ise sanat toplumsal yabancılaşma üzerinedir. Baş karakter Alex’in bir Beethoven hayranı olması, onun resmine her baktığında gözlerinde şiddeti görmesi, 9. senfoniyi dinlediğinde bir şiddet eyleminden sonraki rahatlığı hissetmesi, sanatta şiddet temasından izler taşıdığına yeterli bir kanıttır. Ayrıca soymak için girdiği evde sanat hayranı olduğunu ileri süren kadının Beethoven büstü ile Alex’i kovalaması da sanat, şiddet ve ironiyi birbiri ile bütünleştiren bir imgelemdir. Öte yandan toplum yapısı Alex’i şiddete de sürüklemiştir. Çünkü aksi takdirde arkadaşlarıyla ilişkileri kesilecek, “Gülüver”ini (kafasını,zekasını) istediği zaman, istediği gibi kullanamayacaktır (filmdeki cinsel ilişkilerde de bir şiddet arzusu görülür. Alex’in iki genç kız ile olan, hızlıca gelişen ve bir anda biten ilişkisini hatırlayalım.). Fakat filmde gelişen olaylar nedeniyle şiddet arzusunu kaybeden Alex toplum tarafından reddedilmeyi, itilmişlik duygusunu hissedecek ve ironi filmin tümüne yayılacaktır.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Otomatik_Portakal_%28film%29“‘dan alındı.

Yönetmen Stanley Kubrick
Yapımcı Stanley Kubrick
Senaryo yazarı Anthony Burgess ‘ın romanından Stanley Kubrick tarafından senaryolaştırılmıştır.
Oyuncular Malcolm McDowell
Patrick Magee
Görüntü yönetmeni John Alcott
Kurgu Bill Butler
Film müzikleri Wendy Carlos
Rachel Elkind
Yapım yılı, ülkesi 1971 , UK
Yapım şirketi Warner Bros.
Dağıtım şirketi Warner Bros.
Süre 136 dak.
Dil İngilizce
Bütçe $2,200,000
Diğer adlar Otomatik Portakal
IMDb sayfası

Bir Dilim Suç (Layer Cake)

Posted in Sinema on Temmuz 17, 2007 by huysuz


New York Magazine’den Ken Tucker’a gore ‘Layer Cake’, ‘Get Carter’ ve ‘The Long Good Friday’ gibi parlak İngiliz gangster filmlerinin izinden gidiyor ve o denli küstah, vahşi ve zekice.

Daniel Craig, kontrol altındaki panik havasını başarıyla iletiyor. Gerilim, hiciv ve keskin bir mizahın oluşturduğu zengin kıvamlı tabakalar, ‘pasta’yı iyice kabartmış.

Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana’ ve ‘Snatch / Kapışma’nın yapımcısı Matthew Vaughn’ın filmi ‘Bir Dilim Suç’ta Daniel Craig, Colm Meaney, Kenneth Cranham, George Harris, Jamie Foreman, Sienna Miller ve Michael Gambon oynuyor.

“Doğarsın, ananı bellerler. Dünyaya açılırsın, ananı bellerler. Tepelere tırmandıkça, ananı belleyen daha az olur. Ne zaman ki kaliteli bir ortama girersin, ananın bellenmesi nasıl bir şeydir unutursun. Kat kat kremalı pasta böyle bir şeydir işte.”

FİLMİN ÖYKÜSÜ
Havalı, şık ve terbiyeli kahramanımız (Daniel Craig) herhangi bir işadamı gibi görünür. Kokain ve ekstaziyi diğer mallardan farksız gördüğünden, hiç ellerini kirletmeden veya adını ön plana çıkarmadan bir servet kazanmıştır. Kötü yollardan kazandığı paraların sefasını sürecek kadar gençken, emekli olmayı tasarlamaktadır.

Birkaç gün içinde bu işlerden temiz bir şekilde elini eteğini çekeceğini hesap etmektedir. Daha doğrusu planı budur. Ama her zamanki gibi, evdeki hesap çarşıya uymaz.Patronu Jimmy Price (Kenneth Cranham) ondan iki iyilik yapmasını ister. Suç dünyasında güçlü bir isim olan Eddie Temple’ın (Michael Gambon) uyuşturucu bağımlısı kızı kaybolmuştur ve Price onun izinin bulunmasını istemektedir. Basit bir iş gibidir …


YAPIM HAKKINDA
‘Bir Dilim Suç’, uluslararası başarı kazanmış ‘Lock, Stock and Two Smoking Barrels / Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana’ ve ‘Snatch / Kapışma’nın yapımcısı Matthew Vaughn’un yönettiği ilk film.
Senaryosunu aynı adlı kendi romanından yazar J.J. Connolly’nin uyarladığı filmin yapımcılığını Vaughn’un yanı sıra David Reid ve Adam Bohling üstlenmiş. İdari yapımcı Stephen Marks, görüntü yönetmeni Ben Davis, kurgu Jon Davis, sanat yönetmeni de Kave Quinn.Layer Cake (Kat Kat Pasta), suçluların dünyası olsun olmasın, İngiliz toplumunun farklı katmanlarına yönelik bir mecaz” diyor yönetmen Matthew Vaughn.“Film, uyuşturucuların her yere yayılmış olduğunu, kim olursanız olun, nerede olursanız olun, uyuşturucudan, mal satın almaktan ya da suçlularla haşır neşir olmaktan sadece bir adım ötede olduğunuzu gösteriyor.



Filmin Künyesi
Yönetmen: Matthew Vaughn
Senaryo: J.J. Connolly
Görüntü Yönetmeni: Ben Davis
Kurgu: Jon Harris
Müzik: İlan Eshkeri, Lisa Gerrard
Yapımcı: Adam Bohling, David Reid, Matthew Vaughn
Yapım yılı ve ülkesi: 2004, İngiltere
Tür: Gerilim / Macera
Süre: 105 dk.
Dağıtımcı: Barbar Film

Oyuncular:
Daniel Craig (XXXX)
Tom Hardy (Clarkie)
Jamie Foreman (Dük)
Sally Hawkins (Slasher)
Burn Gorman (Gazza)
Brinley Green (Nobby)
George Harris (Morty)
Tamer Hassan (Terry)
Colm Meaney (Gene)
Marcel Iures (Slavo)
Francis Magee (Paul )
Dimitri Andreas (Angelo)

Aşk Yazım (My Summer of Love)

Posted in Sinema on Temmuz 17, 2007 by huysuz


‘Aşk Yazım’, aşk ve sadakatin imkansız olduğu bir dünyada, her ikisi için yaşanılan mücadelenin gizemli ve sarsıcı hikayesi. Yapım, 2005 BAFTA Ödülleri’nde En İyi İngiliz Filmi seçildi.

Bir çok ödül kazandığı ‘Last Resort’ filminden sonra, yazar/yönetmen Pawel Pawlikowski, bir sayfiye kasabasında aşk ve din temasına tekrar geri dönüyor. “Aşk Yazım”daki iki kahraman birbirlerinden bu kadar farklı olamazlardı. Fakat birbirlerinden farklılıkları onları gene birbirine çeken ve etkileyen şeydi. Her biri ötekinde olanı istiyor ve her biri ötekini aldatıyor” diyor Pawlikowski.

FİLMİN ÖYKÜSÜBir yaz, iki genç kız (Natalie Press ve Emily Blunt) duygusal ve fiziksel keşifleri ile yepyeni bir dünya ile tanışır. Mona (Natalie Press) hassas dış görünümünün arkasında henüz işlenmemiş bir zekaya sahip, tekdüze yaşamının içinde bir şeyler olmasını arzulayan biridir. Tamsin (Emily Blunt) ise iyi eğitimli, şımarık, havalı ve yaşamla dalga geçen biridir. Tamamıyla birbirlerinin zıttı olan 2 genç kız, ilk tanışmalarında birbirlerine karşı temkinli yaklaşırlar. Fakat zamanla aralarındaki soğukluk karşılıklı etkilenmeye, eğlenceye ve cazibeye dönüşür. Mona heyecanlarını ve arzularını deneyimlemenin keyfini çıkarmaktadır. Geçmişte suç işlemiş abisi Phil’in (Paddy Considine) dine fanatik olarak yönelmesi ve kendisine empoze etmeye çalışması, kızlar için gergin bir ortam yaratır. Her şeye rağmen iki genç kız, birbirlerine öğretecekleri ve deneyimleyecekleri bir çok şeyin olduğunu keşfedeceklerdir. Fakat Tamsin’in “Asla ayrılmamalıyız” sözlerine, Mona gerçekten güven duyabilecek midir? Aşk ve sadakat beraber varolabilir mi?ÖDÜLLER 2005 BAFTA En iyi İngiliz filmi 2005 Directors Guild of Great BritainEn iyi yönetmen2005 Evening Standard British FilmEn iyi senaryo ve en iyi yeni aktris 2005 London Critics CircleEn iyi yeni aktris2004 Edinburgh Film FestivalEn iyi yeni İngiliz filmiADAYLIKLAR VE ÇEŞİTLİ FESTİVALLER 2004 British Independent Film AwardsEn iyi yönetmen dahil 5 dalda 2004 Dinard British Film FestivalEn iyi yönetmen 2004 Toronto Film Festival 2005 Avrupa Film Festival 2005 Linz Film Festival2005 Seattle International Film FestivalFilmin KünyesiYönetmen: Pawel Palikowski Roman: Helen CrossSenaryo: Pawel Pawlikowski ve Michael Wynne Görüntü Yönetmeni: Ryszard LenczewskiKurgu: David CharapMüzik: Alison Goldfrapp, Will Gregory Yapımcı: Tanya Seghatchian, Christopher CollinsOyuncularNathalie Press, Emily Blunt, Paddy Considine, Dean Andrews, Michelle Byrne, Paul Antony-Barber, Lynette Edwards, Kathryn Sumner.

Banyo

Posted in Sinema on Temmuz 17, 2007 by huysuz

Evin en mahrem köşesi olan banyo, meraklı gözler tarafından izlenmeye başlanırsa neler olur? Ya da insanın en özel zamanlarının geçtiği bu mekandaki sırların ikinci bir kişi tarafından farkedilmesi nelere sebep olabilir?

Mustafa Altıoklar’ın son filmi ‘Banyo’, üç ayrı banyoda birbirleriyle ilişkileri, ihanetleri ve hesaplaşmaları çakışan üç ayrı çift arasındaki trajikomik, duygu ve ego savaşlarını mizahi bir yaklaşımla işliyor. Aynı isimli bir tiyatro oyunundan uyarlanan film, ilişkilerdeki çıkmazları, gel gitleri ve insanın en gizli hislerini yine onun kadar gizli kaldığı zannedilen bir mekandan taşarak sınırları aşıyor, erotizmle komediyi birleştirmeye çalışıyor.
‘Banyo’da üç ayrı çiftin yaşadıkları gözler önüne serilirken, kadın-erkek arasındaki anlaşılmaz savaşlar, ihanetlerin gizli kalmışlıkları, ses etmeden büyüyen bencillikler, erotizmle süslenmiş acılar başka bir pencereden, bir banyonun penceresinden çıkıp kameralara yansıyor


Yorucu büyük aşklar, karmaşık ilişkiler, bahanesiz ihanetler, psikolojik sadakatsizlikler, isimsiz ego savaşları, ölümcül güvensizlikler, erotik acılar, şehvetli ayrılıklar, seksi yıkımlar, tensel uçurumlar. Bir banyoda bunların hepsi yaşanabilir.Erotik-komedi filmi ‘Banyo’, kadın-erkek ilişkilerini bir banyonun kapı aralığından gözetleyerek ilişkiler ve ihanetler üzerindeki mahremiyetler buğusuna mizahi bir sünger çekiyor.Altıoklar’ın Gül Abuz Semerci’nin aynı adlı tiyatro oyunundan sinemaya uyarladığı ‘Banyo’nun başrollerinde Selçuk Yöntem, Demet Evgar, Janset Paçal, Burak Sergen, Sermiyan Midyat, Seray Sever ve Arda Kural kamera karşısına geçmiş. Filmin KünyesiYönetmen: Mustafa AltıoklarÖykü: Gül Abuz Semerci Senaryo: Mustafa AltıoklarGörüntü Yönetmeni: Mirsad HeroviçKurgu: Gürol Filiz, Erhan Acar Jr.Müzik: Gökhan KırdarYapımcılar: Mehmet Altıoklar, Şahin Alparslan, Emine AltıoklarTür: Erotik Komedi Yapım: 2005, TürkiyeSüre: 90 dak.Dağıtımcı: UIPOyuncular:Selçuk Yöntem, Seray Sever, Demet Evgar, Janset Paçal, Burak Sergen, Sermiyan Midyat, Arda KuralWeb Sitesi: http://www.banyofilm.com